KMO

ÖZELLEŞTİRMELER DURDURULSUN, ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI KAPATILSIN

    Yayına Giriş Tarihi: 23.01.2009  Güncellenme Zamanı: 16.05.2013 13:49:27  Yayınlayan Birim: GENEL MERKEZ  
 

Güncellenme Zamanı: 16.05.2013 13:50:09

Özelleştirme Karşıtı Platform (ÖKP) Ankara Bileşenleri, 24 Ocak 2009 Cumartesi günü Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) önünde kitlesel basın açıklaması yaparak “Özelleştirmeler Durdurulsun, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı” kapatılsın eylemi düzenlediler.

 

TMMOB`a bağlı odalar, KESK, siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri üyelerinin destek verdiği eylem saat 11:00`de Kolej Kavşağı`nda toplanarak başladı. "Özelleştirmeler Durdurulsun Özelleştirme İdaresi Başkanlığı Kapatılsın" pankartı arkasında yürüyen özelleştirme karşıtları "Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek", "IMF emreder hükümet yapar", "Zam zulüm yalan, özelleştirme talan", "İşçilerin birliği sermayeyi yenecek" sloganları atarak Özelleştirme İdaresi Başkanlığı`nın önüne yürüdüler.

ÖİB önünde basın açıklamasını ÖKP Ankara Bileşenleri Sekretaryası adına EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Pektaş okudu.

Basın açıklamasının okunmasının ardından, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan`ı özelleştirmelerle ilgili söylediği, "Stratejik yermiş ne stratejisi önemli olan müşteri bulmak. Müşteri gece gelsin pijamayla çıkarım karşılarına" sözüne gönderme yapılan bir mizansen düzenlendi. Pijama giymiş, kafasına Kemal Unakıtan`ın maskesini takmış bir eylemcinin üzerindeki pijama açık azaltma yöntemi ile satışa sunuldu. 10 Dolardan başlayan pijama açık azaltma ile sıfır kuruşa piyasa arz edildi. Konuşmaların ve bu küçük mizansenin ardından basın açıklaması sona erdi.

ÖKP Ankara Bileşenleri adına Özelleştirme İdaresi Başkanlığı önünde okunan basın açıklaması metni aşağıdadır.

Sevgili Basın Emekçileri,

Bugün 24 Ocak 2009. 24 Ocak tarihi, hem gazeteci Uğur Mumcu`nun katledildiği hem de neo-liberal ekonomi politikalarının ve yenidünya düzensizliğinin ülkemize dayatıldığı kara günler olarak tarihteki yerini almıştır. 24 Ocak 1980 de IMF ile yapılan anlaşmaların uygulanabilmesi için de aynı yıl, bugün hala etkilerini yaşamakta olduğumuz 12 Eylül askeri faşist darbesi gerçekleştirilmişti. Demokrasi, hukuk ve insan haklarını katleden 24Ocak-12 Eylül evliliği, darbe ile anayasayı katletmenin dışında, işini bilen memurlarla toplumsal ahlakı, YÖK ile akademik eğitimi ve özelleştirmelerle de ekonomiyi katletmiş, uluslar arası sermaye ve işbirlikçilerine servis yapmıştır.

Darbe yönetiminin gözetiminde sürdürülen emekçi yığınlara saldırı politikaları hayatın her alanına yaygınlaştırılmış, bu doğrultuda saldırının ekonomik hayattaki silahlarından biri de özelleştirmeler olmuştu. ÖİB web sayfasında yer alan "Özelleştirme ile devletin ekonomideki sınai ve ticari aktivitesinin en aza indirilmesi, rekabete dayalı piyasa ekonomisinin oluşturulması, devlet bütçesi üzerindeki KİT finansman yükünün azaltılması, sermaye piyasasının geliştirilmesi ve atıl tasarrufların ekonomiye kazandırılması amaçlanıyor" ifadesi, özelleştirmenin ne amaçla getirildiğini itiraf niteliğindedir.

Kamu elindeki mal ve hizmet üretim araçlarına sermaye sınıfının el koymasını sağlamak için ortaya atılan süslü söylemlerle bezenmiş özelleştirme uygulamaları, insanlık tarihinin gördüğü en büyük yağmaların yasal ama gayrimeşru sonuçlarıdır. Dünyayı kan gölüne çeviren AB, ABD, ABD`nin Ortadoğu`daki tasmalı uşağı İsrail ve onların dünyaya yayılmış işbirlikçileri, nasıl dünya barışının katilleriyse ekonomide kamu mülkiyetinin katilleri de gene aynı yağmacı ve kan emici sınıf yani özelleştirmecilerdir.

Zam Zulüm Yalan, Özelleştirme Talan !

Dünyada ve Ülkemizde, 80′lerin ortasında başlayan özelleştirmeler, hiçbir zaman özelleştirmecilerin süslü söylemlerindeki gibi olmamış, tam da özelleştirme karşıtlarının her fırsatta dile getirdikleri gibi yağma, el koyma, sermayeye peşkeş çekme şeklinde olmuştur. Özelleştirmelerin sonucu da her zaman, zam, kötü hizmet, kalitesiz mal, istihdam azalması, vergi kaçağı, yoksulluk ve yolsuzluklar ile kendini göstermiştir. Bir o kadar hazin olan konu ise, özelleştirmeler öncesi hazine borçları 13 milyar ABD doları civarındayken, bunca özelleştirmeden sonra yaklaşık 25 yıllık süre sonunda gelinen noktada hazine borçları 450 milyar ABD dolarına ulaşmıştır. Kamu işletmelerini kambur olarak görenlere ithaf edilecek tablo ortadadır, halkın birikimlerini sermayeye peşkeş çekenlerin kimlikleri bellidir.

Şimdi Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, elektrik dağıtım bölgelerinin yağmaya açılmasından sonra emekçilere yönelik yeni saldırının işaret fişeğini atarak "BOTAŞ, MKE, TKİ de özelleştirilebilir" demekle kamunun sınai alandan tümüyle çekileceğinin dile getirmiştir. Sırada otoyolların, köprülerin ve su kaynaklarının olduğu yüksek sesle dile getirilmektedir. 1985-2007 yılları arasında 14,3 milyar dolar özelleştirme geliri edildiği, buna karşın bunun 13,9 milyar dolar gider oluştuğu bilgisi ÖİB web sayfasında arzı endam etmektedir. Yani 1983 de başlayan özelleştirme çalışmaları ile 21 yılda elde edilen gelir yaklaşık 400 milyon dolardır. ÖİB yöneticilerinin ve çalışanlarının maaşlarını da hesaba katarsak özelleştirme ile kamunun elindeki tesisler verilmiş üstüne de para harcanmıştır. Buyurun size yasal hortum.

Umut Tüccarları İşbaşında!

Özelleştirme; kamu mallarının,  hazine arazilerinin ve tesislerin talan edilmesi ile sınırlı kalmamış aynı zamanda çalışma hayatında sendikasızlaştırmayı, iş güvencesinin oradan kalkmasını, maliye bakanlığı vergi gelirlerinin azalmasını, karlı olmadığı gerekçesiyle bazı alanlardaki üretimin kaldırılarak dışa bağımlılık yaratılmasını, yeni bir yolsuzluk ekonominse geçilmesini, hayatın ticarileşmesini, vatandaş yerine müşteri anlayışının getirilmesini, amme hizmeti anlayışının ortadan kaldırılmasını ve sosyal devletin tasfiye edilmesini getirmiştir.

Tasfiye edilen sosyal devletin sosu da zengin sofralarına servis yapılmıştır. Özelleştirme borazancıları o kadar ileri gitmişlerdir ki, çarpık sistemin çarpık aracı Milli Piyango ve şans Oyunları da bu hengâmede satılığa çıkarılarak halkın umutları da ticari meta olarak değerlendirilmekten çekinilmemiştir.

Bugüne kadar uygulanan yalan ve talan politikaları ile kamuya ait mal ve hizmet üretimleri sermayenin sofralarına servis yapılmıştır. Özelleştirilen 199 kuruluştan 188 tanesinde hiç kamu payı kalmamıştır. Bunlar içinde önde gelen sektörler, Elektrik Üretimi,

Elektrik Dağıtımı, Madenler, Tarım İşletmeleri, Et ve Balık İşletmeleri, Petrol ve Kimya İşletmeleri, Tekel, Telekomünikasyon, Turizm Tesisleri, Limanlar, Şeker Fabrikaları, Sümerbank sayılabilir. Otoyol ve Köprüler, Makine Kimya Endüstrisi, Doğalgaz ve Boru Hatları, Kömür İşletmeleri, Çay İşletmeleri de hazine arazileri ile birlikte talan edilmeye hazırlanmaktadırlar. Bunların yanı sıra eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik alanlarından kamunun bilinçli olarak çekilmesi sonucu bu alanlar da ticarileştirilerek vatandaşlara parası kadar eğitim, parası kadar sağlık, parası kadar sosyal güvenlik dayatılmıştır.

Amerikancı Kayyum Partisi - AKP

Talancıların en büyük yalanlarından biri olan özelleştirmeler, bizzat özel sermayenin karşısına pijama ile çıkmaya razı olan bakanlar tarafından yönetilmektedir. Sermayenin açgözlülüğünün sınırsızlığını gösteren 2008 Küresel Ekonomik Kriz sonrası bazı ülkelerin krizden çıkış için kamulaştırma yapmaları da normal işletme koşullarında karlı alanların sermayeye devredilmesi, kriz çıkınca sermaye sınıfını kurtarmak için tam tersine kamulaştırma yapılması "Ayvaz kasap, hepsi bir hesap" atasözünü hatırlatmaktadır. Uluslar arası kapitalist sermaye ve onların yerli işbirlikçileri, her durumda kamuya ait kaynakları sermayeye transfer etmenin yasalarını çıkararak Sülün Osman`a taş çıkartan uygulamalara imza atmaktadırlar.

Haberleşme, doğalgaz, sağlık, eğitim gibi özel sermayenin kar hırsına terk edilen bütün sektörlerde mal veya hizmete erişim ücretleri arttırılmıştır. Afşin Termik Santralı C ve D ünitelerinde teklif edilen fahiş fiyattan sonra, riskli, pahalı, dışa bağımlı, atık sorunlu, tehlikeli bir elektrik üretim yöntemi olan nükleer santralın tek teklifli yarışmasında teklif edilen fiyat da bir kez daha göstermiştir ki, özel sermayenin hizmet diye bir derdi yoktur, onların tek derdi daha fazla kar etmek, daha fazla soymak, daha fazla sömürmektir. Biz sermaye sınıfının özelleştirme söylemlerinin ne demek olduğunu yıllardır dile getirdik, bugün tekrar haykırıyoruz, yarın gene haykırmaya devam edeceğiz:

ÖZELLEŞTİRME POLİTİKALARINDAN VAZGEÇİLSİN,

ÖZELLEŞTİRMELER DERHAL DURDURULSUN

ÖZELLEŞTİRİLEN KURUMLAR KAMULAŞTIRILSIN

ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI KAPATILSIN!

 

ÖZELLEŞTİRME KARŞITI PLATFORM ANKARA BİLEŞENLERİ

Okunma Sayısı: 407

Tüm Haberler »

 
Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.
ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME