KMO

EMEK VE BİLİM İLE KURULACAK YENİ BİR TOPLUMSAL DÜZEN İÇİN: YAŞASIN 1 MAYIS!

    Yayına Giriş Tarihi: 29.04.2021  Güncellenme Zamanı: 29.04.2021 09:12:56  Yayınlayan Birim: GENEL MERKEZ  
 

Güncellenme Zamanı: 29.04.2021 09:12:40

İşçi sınıfının Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü 1 Mayıs bu sene Covid-19 salgını koşullarında kutlanacak.

Tarihte bir kez daha 1 Mayıs`ta dünya işçi sınıfı büyük kitleler halinde kentlerin merkezi meydanlarında buluşamayacak. Ancak bu koşullara rağmen Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu`nun ilan ettiği insan onuruna yaraşır bir iş, gelir ve sosyal güvenlik talepleri ile dünya emekçileri yine tek ses, tek yürek olacak.

Salgına karşı izlenen politikalar; başta büyük ölçüde etkilediği bütün emekçilerin, işsizlerin ve yoksulların toplumsal sorunlarını daha da ağırlaştırdığı bilinmektedir. Emek sömürüsü üzerine kurulu bütün kapitalist dünyada gördüğümüz üzere ülkemizde de salgına karşı önlemler gecikmeli ve yetersiz olarak devreye girmekte ve emekçilerin geçinme, sağlık, güvenlik, güvence sorunları daha da artmaktadır.

Kapitalizm daha fazla sömürü ve azami kâr sürecinin kesintisiz olarak sürmesinin peşinde iken meslektaşlarımız dâhil bütün emekçiler yoksullaşma, işsizleşme, esnek güvencesiz çalışma biçimleri ve yoğun sömürü koşullarında alın teri dökmektedirler. Diğer yandan belirtmek gerekir ki ülkemizde laikliğin tasfiye edilmesiyle emekçilere reva görülen çalışma ve yaşam koşulları sermaye güçlerinin çıkarları lehine dönüşmektedir. 1 Mayıs 2021; insanlığın ortak umutlarını ifade eden işçi sınıfının, büyük meydanlarda olmasa da evlerinde, işyerlerinde, belirli sembolik merkezlerde dünyanın bu düzeninin değişmesi gerektiğine dair iradesine tanıklık edecek.

Evet yeni bir toplumsal düzen şart! Çünkü neoliberal kapitalizm ülkemizi ve dünyamızı göz göre göre büyük bir felakete sürüklemektedir.  Bu düzen on yıllardır dünya halklarına sınırsız bir emek ve doğa sömürüsü, savaşlar, ekonomik krizler, artan eşitsizlikler, yoksulluk, işsizlik dışında hiçbir şey sunmamaktadır.  Covid-19 salgını düzenin nasıl çürüdüğünü ve çöktüğünü en açık hali ile göstermiştir. Bu düzen salgına karşı işçileri, emekçileri, yoksulları ve ezilenlerin sağlığını işini, geçimini koruyamamaktadır. Aksine, sermayenin çıkarları için akıl, bilim ve milyonların sağlığı yok sayılmıştır. Dünyanın dört bir yanında ve ülkemizde sermaye/iktidarlar; temel hak ve özgürlükleri hedef alarak, halkın düzene karşı tepkisini ve  muhalefetini daha fazla baskı altına alarak, demokrasiyi yok ederek, otoriter rejimleri sağlamlaştırarak salgını fırsata çevirmektedir.

Kapitalizm ülkemizde de en vahşi haliyle hüküm sürmektedir

Çalışanların ölümü pahasına çarkları döndürme ısrarı ile virüs işyerlerinden ve toplu taşıma araçlarından evlerimize taşınmaktadır.  Aklın ve bilimin söyledikleri değil sermayenin çıkarları için tüm toplum tehlikeye atılmaktadır.  Virüs sadece hafta sonu yayılıyormuş gibi, hafta içi işe gitme mecburiyeti getirilmektedir. Hatta hafta sonu da işçileri çalıştırmak için akıl dışı kararlar alınmaya çalışılmaktadır. Açılan paketlerde işverenlere her türlü destek ve hatta ücretsiz izin dayatma hakkı bile var. Ama emekçi için, çalışanlar için, emekli için, küçük esnaf için, çiftçi için bir düzenleme yok. Salgının yarattığı ağır ekonomik sonuçlar karşısında milyonlarca işçi, emekçi, işsiz, emekli, küçük esnaf değil bir avuç şirket korunmaktadır. İşverenler ve müteahhitler için milyonluk paketler açıklanırken, AKP`nin yasa değişikliğiyle "ücretsiz izin" dayatılan işçiler 1168 TL ile yaşamaya mahkum edilmektedir. Milyonlarca insanın işinden olduğu bir dönemde KDV`li yüksek faturalar hane bütçelerini sarsmaya, bankalar tüketici kredilerinden ve kredi kartlarından tıkır tıkır faiz almaya devam etmektedir. Enerji, gıda ve tüketim maddeleri zamları durmak bilmemekte her gün zam üstüne zam yapılmaktadır. Zorunlu işlerde çalışan hekimlerin, sağlık ve belediye çalışanlarının, PTT ve kargo çalışanlarının sesine, taleplerine kulak verilmemektedir. Marketlerden inşaatlara fabrikalardan madenlere üretim zorlaması canlar almaktadır. Evde çalışmaya başlayan emekçiler için mesai hiç bitmemekte, 24 saate yayılmaktadır. Çocukların ve aile büyüklerinin evde kalmasıyla kadınların omuzlarındaki yük daha da ağırlaşmakta, evde şiddet haberleri giderek artmaktadır.

İktidar bu ağır koşullarda yaşamda kalmaya çalışan halkın sağlığını, işini ve geçimini güvence altına almazken sermayenin bir dediğini iki etmemektedir. Onların vergileri indirilmekte, onların kredileri gevşetilmekte, onların yağma projeleri için ihaleler sürmekte, onların köprülerine yollarından hiç geçmesek de milyon dolalar akıtılmakta, doğamız, su kaynaklarımız, tarım alanlarımız salgın fırsatçılığı ile ranta, talana açılmaktadır. Bu yağma ve sömürü düzeninin sahipleri, bir avuç kişiye hizmet ederken sadece on milyonlarca emekçiyi ve ailelerini değil ülkemizin geleceğini de tehlikeye atmaktadırlar. Üniversite bitirmiş yüz binlerce genç ihmal edilerek ya asgari ücret düzeyinde çalışmaya mecbur edilmekte ya da işsizliğe mahkum edilmektedir. Salgın; bu düzenin sahibi bir avuç ayrıcalıklı kesim ile Türkiye nüfusunun yüzde 99`unun çıkarlarının bir olmadığını göstermiştir. 

Emekçilerin talepleri dikkate alınmalı

Emekçilerin gereksinim, istem ve özlemleri, emek ve bilim temeli üzerinde kurulması gereken yeni bir toplumsal düzene işaret etmektedir. İnsanca çalışmak, yaşam ve iş güvencesinin sağlanması, işsiz olmamak, aç ve yoksul olmamak, emeğinin karşılığını hakkıyla almak, eğitim-sağlık-ulaşım-enerji-barınma gereksinimlerinin kamucu politikalarla çözülmesi, eşit işe eşit ücret, kıdem tazminatı hakkına dokunulmaması, BES sisteminin kaldırılması, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin tam olarak alınması, iş cinayetlerinin olmaması, geçici-kiralık işçi olmamak, haftada 45 saatlik yasal çalışma süresine uyulması, fazla mesai ücretlerinin ödenmesi, grev ve toplu sözleşme dâhil sendikal hakların tanınması, taşeron çalışmanın yasaklanması, kamuya alımlarda adaletsizlik yapılmaması, cinsiyet ayrımcılığı yapılmaması, fabrikalarının satılmaması-kapatılmaması, üretim ve yaşam alanları ile doğal çevrenin rant talanına açılmaması…

Covid-19 salgını nedeniyle emekçilerin  acil talepleri vardır. Salgının gerektirdiği bütün koruyucu önlemlerin tam olarak alınması, temel gereksinimlerin devlet tarafından karşılanması, zorunlu ve acil işler dışındaki tüm işlerin durdurulması, işten çıkarma ve ücretsiz izinin yasaklanması, ücretlerde kesinti yapılmaması, durdurulan işlerde çalışanlara ücret kaybına yol açmaksızın İşsizlik Fonu`ndan ödeme yapılması/ön koşulların kaldırılması, kayıt dışı çalışan emekçilere en az asgari ücret düzeyinde destek sağlanması, bütün emek-meslek örgütlerinin dile getirdiği istemlerin eksiksiz karşılanması…

Pandemi ile mücadele ettiğimiz bu günlerde yine emekçi sınıflar ya sağlıksız koşullarda çalışmak zorundalar ya da salgından dolayı işin kaybederek açlığa mahkûm edilmektedirler. Neo-liberalizmin insanlığa verecek bir şeyi olmadığı bu zor günlerde bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Sağlık sistemindeki dönüşümle özel hastanelerin ve işletme haline gelen şehir hastanelerinin birer ticarethaneye döndüğü bu günlerde kamusal alanın emekten yana düzenlemesinin ne kadar acil olduğu bir kez daha göstermiştir.

Bu sene alanlarda olamasak ta yaşadığımız her süreç emeğin dayanışmasının ne kadar acil ve önemli olduğunu bize bir kez daha göstermiştir. Salgının yarattığı kaostan sıyrılacak ve daha da güçlenecek günlere selam olsun. Yaşasın emek dayanışması, Yaşasın 1 Mayıs !

TMMOB Kimya Mühendisleri Odası 47. Dönem

Yönetim Kurulu  

Okunma Sayısı: 232

Tüm Basın Açıklamaları »

 
Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.
ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME