Tüm kadın, LGBT+ üyelerimizi birlikte düşünmeye, konuşmaya ve mücadeleyi büyütmeye davet ediyoruz.
Kadınların eşitlik, özgürlük taleplerini bir güne sığdırmak imkansız. 8 Mart, mücadelemizin dünyanın dört bir yanında sokaklarda yankılandığı gün. Bu gün kadınlara "çiçek" verme günü değil, bugün erkek egemenliğinin ve kapitalizmin emeklerimizi, bedenlerimizi sömürüsüne karşı birlikte isyan ettiğimiz gün.
Mühendis olduğumuzda kurtulduk mu erkek egemenliğinden? Emek ve beden sömürüsünden, “ikinci cins” olmaktan; erkekler de erkek egemen bakıştan/yaklaşımdan kurtuluyor mu? Şiddet faili olmuyorlar mı? Ya da bazen bir “dalga geçme”, bir “şaka” ile ikincilleştirilmeye maruz kalıyoruz. Bazen bir tacizle, mobbingle.
Erkek egemenliğinin en büyük silahı “normalleşmiş” olması değil mi?
Evde işten dönünce temizlik, çamaşır, bulaşık, çocuk/hasta/yaşlı bakımı (bir ev işçisinden hizmet alıyorsak bunun organizasyonu), çocuk varsa okula da gidiyorsa beslenme çantasında ne olacağından derslerine kadar her şeyin detaylı planlamasının sende olması,
İş yerinde, mücadele içerisindeysek örgütte “çekip çeviren” olmak, duygusal emek harcamak, emeğinin görünmez olması;
Yönetim kademesine binbir mücadeleyle gelmişsen başarılarının “herkes”çe sahiplenilmesi ama ilk hatada “kadın olduğu için böyle oldu”ları duymak“normal”!…
Pek eşit, değil mi?
Kaçınızın iş yerinde, sizinle aynı işi yapmasına rağmen daha yüksek maaş alan erkekler var?
Sizden daha az iş yapmasına rağmen kariyer basamaklarını bir bir çıkanlar?
Hiçbir erkeğe iş görüşmesinde “çocuk düşünüyor musunuz?” diye soruluyor mu?
Bu 8 Mart’ta da haklarımız için sokaklardayız. Çünkü:
- TÜİK 2025 raporlarına göre istihdam oranı erkeklerde %66,3, kadınlarda ise %31,8. DİSK-AR verilerine baktığımızda, kayıtlı ve tam zamanlı kadın istihdamı olarak daralttığımızda bu oran %19’a düşüyor.
- Asgari ücret 2026 için 28.075,50 TL. Asgari ücret neden kadınlar için ayrıca önemli? Çünkü artık bu ücret adeta norm ücret hâline geldi. İstihdama katılmış kadınların %60,1’i asgari ücret ve altında ücret alıyor. Kayıt dışı çalıştırılmada ise kadınların %94,6’sı asgari ücretin %5 fazlası ve altında ücret alıyor.
- Kreş yok. Hâlâ kreş açılması zorunluluğu 150 kadın çalışan üzerinden tanımlı. Bu çocuklar aynı zamanda erkeklerin de çocuklarıysa, kreş neden sadece bizim üzerimizden tanımlanıyor?
- Eşdeğerde işe eşit ücret alamıyoruz.
- İş sağlığı ve güvenliği kadın bedeni ve toplumsal cinsiyet gözetilmeden uygulanıyor; tezgâhlar, makineler, koruyucu donanımlar, tuvaletler çoğu zaman kadınlara uygun değil.
- Kadın ve LGBTİ+ olarak iş yerlerinde ayrımcılığa maruz kalıyoruz.
Kadın cinayetleri rakamlara dönüşmüş durumda ve artık neredeyse normalleşti; vahşetin detayları duyulunca birkaç gün infial oluyor, sonra hayat “olağan” devam ediyor.
Etmemeli. Çünkü hayat bizim için “olağan” akmıyor.
Ülkemiz bir yandan otoriter, baskıcı bir rejimle yönetilirken, bir yandan da bir barış ihtimali tartışılıyor. Onlarca yıldır süren Kürt sorununun demokratik çözümü, Meclis sürecinin öncesinde de kadınların her daim dillendirdiği bir ihtiyaç oldu. Savaş, kadınların bedeninde somutlanıyor: yoksullukla, militarizmin güçlendirdiği erkek egemen yapıyla. Bizlerin barış dolu bir ülkede yaşama hayali var.
İktidar sürekli düşman üretiyor. LGBTİ+’ların ifade, eylem ve sağlık hakları engelleniyor. Yeni yasa ile “tutum ve davranışta bulunan, özendiren” gibi muğlak kavramlarla hapis cezaları öngörülüyor. Devlet televizyonlarında LGBTİ+fobi üreten belgeseller yayınlanıyor.. Müstehcenlik ve ahlak bahanesiyle bedenlerimiz denetlenmeye çalışılıyor. Eşit ve özgür bir yaşam için mücadeleye devam edeceğiz!
“Aile yılı” ilan edilip kadınlara kaç çocuk doğurulacağına ve hangi yöntemle doğurulacağına dair iktidar direktifler verirken; doğmuş çocuklar dinci eğitim baskısı altında, beslenme çantaları boş, MESEM’lerde sermayeye bedava iş gücü oluyor. Çocuklar iş cinayetlerinde ölüyor. Aile içindeki şiddeti önleme mekanizmaları yetersiz. Üstüne üstlük nafaka hakkımıza göz koyuyorlar. Binbir mücadele ile elde ettiğimiz haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz.
Bu 8 Mart'ta da ve bulunduğumuz her yerde her an mücadelemiz sürüyor. Eşit bir dünya kurmadan kadınların isyanı dinmeyecek.
Tüm kadın ve lubunya meslektaşlarımızla 8 Mart'ta alanlarda buluşmak üzere.
TMMOB Kimya Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Kadın Komisyonu
- Yayına Giriş Tarihi
- 04.03.2026
- Güncellenme Zamanı
- 12.03.2026
- Okunma Sayısı
- 94