KMO

TMMOB YAPI DENETİM KOMİSYONUNUN 09.02.2023 TARİHİNDE YAPILAN KOMİSYON TOPLANTISINDA KİMYA MÜHENDİSLERİ ODASININ GÖRÜŞLERİ

    Yayına Giriş Tarihi: 14.03.2023  Güncellenme Zamanı: 31.03.2023 16:03:44  Yayınlayan Birim: GENEL MERKEZ  
 

TMMOB YAPI DENETİM KOMİSYONUNUN 09.02.2023 TARİHİNDE YAPILAN KOMİSYON TOPLANTISINDA KİMYA MÜHENDİSLERİ ODASININ GÖRÜŞLERİ 

Öncelikle tüm ülke halkımıza ve deprem afetzedelerine başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

1999 depreminde yaşamış olduğumuz deprem felaketinde " 4708 sayılı yapı denetim yasası ve yapı denetim yönetmeliğine istinaden kurulan yapı denetim laboratuvarlarının vermiş olduğu denetim hizmetlerine  rağmen  karşı karşıya gelinen felaketin   sonucunu değerlendirdiğimizde ,alınan önlemlerin  etkisiz, günü kurtarmaya yönelik çabalar olduğu açıktır...

Bu yasa ile, yapı üretiminde, standart ve şartnamelere uygun yapı malzemesi kullanılarak üretilmesini sağlamak için yapı denetim laboratuvarları kurulmuştur.  

Deprem felaketlerinde, olası zararın en aza indirgenmesi amaçlanmış, projesine uygun bina sistemlerinin yapılmasına gayret gösterilmiştir. Ancak 06 Şubat 2023 depreminin gerçekleşmesinden sonra bir aylık  süre içinde ilgili bakanlık yetkililerince   "Depremden etkilenen illerimizde bugüne kadar 50 bin üzerinde can kaybı ve 227 bin 27 binanın acil yıkılacak, ağır hasarlı ve yıkık olduğunu" ifade edilmiştir.

 Felaketin boyutları alınan önlemlerin hiçbir yararının olmadığını ortaya çıkarmıştır.

Deprem bölgesi Malatya`da görsel olarak TV ‘de irdeleme şansına sahip olduğumuz Asur inşaata ait bir yıllık bir geçmişi olan  çok katlı binanın adeta zemine gömülmesi görüntülendiği esnada, vatandaşla yapılan röportajda ,çöken binanın zemin katındaki taşıyıcı kolonların kesildiği  ibretle ifade edilmiştir. 

Kaldı ki söz konusu binanın önüne satış amaçlı konan tabelada binanın depreme dayanıklı olarak üretildiği belirtilmiş olup beton sınıfının C 35/40 olduğu (!) tabelada yazılı olarak durmaktadır. Bilindiği üzere  TS EN 206:2013+A1 Ocak 2017 Beton - Özellik, performans, imalat ve uygunluk standardı Çizelge-12 de belirtilen beton sınıfları arasında adı geçen beton sınıfının C35/45 olması gerektiği açıktır. Her bir dairesi  oldukça  pahalıya satılan bu yapının beton sınıfından bihaber insan grubunun yüklenici firma olarak ortaya çıkıp insan canına kıydıkları, tabelalarındaki yanlış bilgilendirmeden  kolaylıkla anlaşılmaktadır. 

Asıl tartışılması gereken konunun ise; depremde bu denli çok  can ve mal kaybına yol açan  sorunun mühendislik disiplini içinde   neden kaynaklandığını bulmak ve çözüm önerileri getirmek olmalıdır.

Bir önceki  Marmara depremi sonrasında, ülke çapında bilim adamlarının katılımı ile yapılan   deprem konseyinde , konu uzmanlarınca uzun uzun değerlendirilmiş ve   can kayıplarına yol açan asıl nedenin kalitesiz malzeme (Çimento, Beton ve Demir Çelik Çubuk) ile  zemin etüdü yapılmayan, yeterli denetimlerden yoksun ,  projesine uygun olmayan kalitesiz yapı imalatından kaynaklandığı gerçeği bir kez daha şamar gibi yüzümüzde patlamıştır.

Beton üretiminde ana yapı malzemesi olarak çimento kullanılmaktadır.

1999 depreminde, Bayındırlık Bakanlığı teknik elemanlarınca, hasar tespitinde yapılan denetimlerin içeriği; 

beton imalatına ait karot numunesi alınarak dayanım tespiti yapılması ve beton numunelerinin  proje dayanım değerlerine uygun olup olmadığının belirlenmesi,  yapıda kullanılan demir çelik çubuk örnekleri alınarak beton üretimine  uygunluğunun test edilmesi, deprem bölgesindeki  hazır beton fabrikalarına ait  beton reçetelerindeki bileşenlerin kontrolü, beton karışım oranlarının incelenmesi  ve yapılan tespitlerle ilgili raporumuzu  düzenlemekten oluşmakta idi.

Bu incelemelerde hemen hemen yöredeki bütün hazır beton tesislerinde beton üretiminde  çimento olarak  PÇ 32.5 N/mm2  tipi çimento  kullanıldığı, bunun yanında genellikle beton sınıfı olarak B160 kgf/cm2 , B225  kgf/cm2 düşük , eski beton sınıflarının tercih edildiğini saptanmıştı.

Deprem öncesi Bursa Bayındırlık İl Müdürlüğü binası önüne dökülen betonun bir aylık olmasına rağmen betona parmak sokulabildiğini Bayındırlık Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğü laboratuvarına resmi olarak  iletilmesi sonucunda , Bursa`ya gidilip olay yeri incelendikten sonra betonun döküldüğü ilgili çimento fabrikasından  TS 26 Traslı çimento örnekleri alınıp, Yapı İşleri Genel Müdürlüğü Laboratuvarlarında normal, anormal hava koşullarında çimento testleri yapıldı ve görüldü ki; traslı çimento 28 günde sağlaması gerekli basınç dayanımını daha geç  sağlayabilmekte idi. Böylece çimentoda aranan standart dayanım değerleri sağlanamamaktaydı.

Literatür taramasında Avusturya, İsviçre ve Almanya`da traslı çimento üretiminin bina inşaatlarında suya karşı fazla ihtiyaç göstermesinden dolayı bu çimento tipinin Avrupa ülkelerinde bina inşaatlarında kullanılması yıllar önce yasaklanmış, sadece ,kanal kanalet ,agresif su ,baraj kütle betonlarında ,yani suyla muhatap olan yapı yerlerinde kullanılmasına izin verildiği tespit edilmişti .

Yapılan araştırmalar sonucunda, deprem gözlemlerimizle birlikte araştırma dokümanı raporu Bakanlığa sunuldu. Böylece Traslı Çimentonun bina inşaatında kullanılmaması ve bina inşaatında kullanılan PÇ 32.5 N/mm2  çimentosu yerine CEMI 42,5 R N/mm2  çimentonun kullanılması bakanlıkça genelgeleriyle tüm valiliklere duyuruldu. Çimento dayanımında 10N/mm2 daha fazla dayanım aranması zorunluluğu   ülke depremselliği karşısında çok önemli bir kazanımdı.

Geleneksel beton üretim türü olan   B 160,B225 yerine   yeni dayanım sınıflarına göre beton üretimleri gerçekleştirilerek özellikle deprem bölgelerinde C 30/37 kullanılması zorunluluğu ile  beton proje dayanım sınıflarını  ikiye katlanmıştır. 

Ne yazık ki Traslı Çimentonun yasaklanması sonrasında Traslı Çimento standardının  adı önce katkılı çimentoya sonra  Kompoze Çimento daha sonra birkaç tür puzolanlı çimento adı altında yürürlüğe kondu. 

Sonraki aşamada çimento üreticilerinin  ısrarı sonucunda yaptırımcı bakanlığında direnci kırıldı ve  TS EN 197-1`e göre, birçok katkılı çimento türü üretilmeye başlandı. Böylece CEM I 42,5 R çimentosu kompozisyonunda olduğu gibi %95 klinker %5 minör malzeme kullanılırken TS 26 traslı çimento yerine üretilen  hidrolik bağlayıcı özellikli katkı (puzolan) ilaveli çimentolar üretildi.

Çizelge-1 incelendiğinde; adı geçen katkılı çimentolarda, kütlece % bileşen olarak % 55 ‘e varan katkı malzemesi/puzolan konulduğu görülmektedir. Puzolan-katkı ilaveli çimentolarda  katkı miktarı arttıkça çimento dayanım süreci/ hidratlaşma süreci uzamakta, erken günde dayanım değeri düşmektedir.

 

Çimento minimum dayanımı 42.5 N/mm2 olunca yine aynı mahfiller tarafından CEM I 42.5 R çimentosunun kullanımının ülkemiz için lüks olduğunu dillendirilmeye başlandı. Bu tez, yaptırımcı Bakanlık tarafından  resmi olarak kabul edilmedi, ama tüketiciye CO2 salınımının azaltılması nedeniyle çimento klinkerini üretmek için gereken yüksek sıcaklıkların (= yüksek yakıt enerjisi kullanımı) düşürülmesi dolayısıyla klinker oranı yüksek çimento kullanımının azaltılması tercih edildi. 

Kireçtaşının asitten arındırılması sırasında prosesle ilgili CO2 emisyonları daha düşük sıcaklıklarda üretilen CEM II, CEMIII, CEM IV ve CEM V türü çimentolar  daha çok kullanılmaya başlandı. Sıralamış olduğumuz  çimento sınıflarının tümü CEM I 42.5 R türü çimentodan daha düşük dayanım sağlamaktaydı.

Ama bina üretiminde, çimentonun statik basınç dayanımının, asla göz ardı edilmemesi gereken bir konu olduğunu unuttuk.!

Tüketicinin yeterince bilinçli olmaması, çimento bileşimindeki klinker miktarının azaltılması ile çimento, aranan dayanım değerini 28 gün yerine 56 günde sağlaması, yüklenici firmaların ,beton iskele/kalıp  söküm tarihine uymaması, puzolanlı çimentoların  bilinçsizce tüketimi ve kalite kontrolünden yoksun  denetimsiz malzeme sonucunda, depremselliği bir yaşam biçimi olarak yaşayan ülkemizde  bu felaketlerle sıklıkla  karşı karşıya kalmamız kaçınılmazdır.

Ya bina üretiminde CO2 salınımını azaltmak için düşük yakıt enerjisi  kullanılan düşük dayanımlı çimentodan vazgeçeceğiz, ya da İnsanların enkaz altında kalıp ölümüne seyirci kalacağız. !

CEM I çimentosuna nazaran erken priz alamayan katkılı çimentolar ile üretilen  beton yapı elemanları deprem yükü altında  yeterli aderansı sağlayamayarak çökmekte,  insanların can ve mal emniyetini ortadan kaldırmaktadır.

Kimya Mühendisleri  Odası olarak acil yapılması gereken önerilerimiz aşağıda sıralandırılmıştır.

1 -Yapı denetim yasası, yetersizliğinden dolayı yeniden hazırlanmalı,

2- Ana yapı malzemesi çimentonun, 4708 sayılı yasa kapsamına alınarak ,fiziksel ve mekanik dayanım testlerinin taze beton, sertleşmiş beton ,demir çelik çubuklar gibi yapı denetim laboratuvarında test edilme zorunluluğu getirilmelidir.

Çimentocunun "ben çimento ürünümü her sevkiyatta test ediyorum" tezi ile yetinilmemelidir! Hazır betoncuya, her sevkiyatta gönderilen çimento analiz raporu istenmeli hem hazır beton firması hem de bakanlığa bağlı yapı denetim laboratuvarınca 2,7 ve 28 günlük fiziksel ve mekanik  testler bakımından TS EN 197-1 standardına uygunluk aranmalıdır.

Kaldı ki hazır beton üreticisi ile demir çelik çubuk firmaları da ürünlerini kendi laboratuvarlarında test ettikten sonra kullanım sahasına  sevk ettirmelerine rağmen  yasa gereği yapı denetim laboratuvarlarınca bağımsız kuruluşlarca  ayrıca denetime tabi tutulmaktadır. 

Çimento ana yapı malzemesinin  yapı denetim laboratuvarlarınca denetim altında olmayışı hazır betoncu ve demir çelik üreticileri açısından da haksız rekabete  yol açmaktadır.

3-Deprem bölgelerindeki  yapı  imalatında üretilen betonlarda  C 30/37 beton sınıfının  altında daha düşük kalitede beton  kullanılması yasaklanmalıdır.

4-Deprem bölgesindeki dökülen betonlarda  kullanılan çimento, özellikle  CEM I  42.5 R tipi çimento olmalıdır.

5-Deprem bölgelerinde dikine yapı boyu en fazla 5 katla sınırlandırılmalıdır.

6-Beton döküm sezonunda, hazır beton firmalarının  çimento fabrikasından çimento temini güçleştiğinden hazır beton firmalarına  satın alma  kotaları uygulanarak çimento sevkiyatı azaltılmakta ve henüz üretimden çıkan sıcak çimentonun soğumadan direkt betona katılması,  beton imalatı için çok önemli bir soruna yol açmaktadır.

Hazır beton fabrikasına  yeterince soğutulmamış ,sıcak sevk edilen çimentonun diğer beton bileşenleri ile karıştırılması sonucunda çimento,1m3 beton için karışıma giren karma suyunu buharlaştırıp azaltarak, beton için öngörülen  S/Ç oranının bozulmasına neden olmaktadır. Böylece beton çökme değeri irsaliyede öngörülen değerlerden düşük çıkmakta, taze beton katılaşmakta, yerine yerleştirilmesi güçleşmektedir.

Sıcak çimento etkisiyle, beton döküm alanına eksik  karma suyu ile iletilen beton içine betonun işlene bilmesini sağlamak için  bilinçsiz tüketici ve inşaat sahasında beton döküm işini yapan taşaron firma elemanlarının betona  su katması sonucunda beton karışımı  içinde birim hacme düşen çimento miktarını azaltarak dökülen betonda basınç  dayanımının  düşmesine yol açmaktadır. Basınç dayanım sınıfı bir veya iki sınıf aşağıya çekilmekle beton proje dayanım sınıfı öngörülen dayanım sınıfının altında  gerçekleşmiş  olmaktadır.

Bu nedenle sıcak çimentonun olumsuz etkisini azaltmak için TS 13515 standardında şantiyeye getirilen beton karışımına katılacak çimento sıcaklığı, maksimum 80 °C ile sınırlandırılmıştır. Hazır beton firması, sezonu aralıksız  bir çalışma temposu içinde geçirdiğinden, çimento malzemesi fabrikadan  yaklaşık 120 °C de üretime sunulduktan  sonra  hazır beton üretim merkezine sevk edildikten sonra  hemen betona katılmamalı, tesiste dinlendirilip uygun kullanım sıcaklığına ulaşıldığında çimento santraline  sevk edilmelidir. Bu işlem için, hazır betoncu, çimento silolarında  maksimum 80 °C standart sıcaklığa düşmüş , dinlenmiş   çimento bulundurmalı , üretimde ilgili standartta belirtilen  normal sıcaklıktaki çimento kullanmak zorundadır.

Bu uygulamanın yaptırımcı kuruluş elemanları tarafından bir sondalı termometre ile ölçülüp tespit etmesi oldukça kolay bir işlem olup  toplumsal yararı oldukça büyüktür.

7-Yine betonun önemli bileşenlerinden olan beton agregalarının kalite kontrolünde ;

Agregaların öngörülen kirlilik değerinin max. %  4 olarak belirtilmesi, kirli olan 0/4 mm  ince beton agregasının  güvenli kullanılmasına mümkün kılabilmektedir. Eski TS  706  agrega standardında  %  4 olarak belirlenen kirlilik değerinin, TS EN 933-9 Agregaların geometrik özellikleri için deneyler - Bölüm 9: İnce tanelerin tayini - Metilen mavisi deneyi 02.03.2022 standardından çıkarılması gerekmektedir. Yeni standarda göre  metilen mavisi harcaması olarak belirtilen ve her hazır beton  firmasını serbest bırakan işletme  metilen faktör  değerinin  < 1.60  olarak sınırlandırılması gerekmektedir.

 (öngörülen metilen faktör değeri Ankara ‘da bulunan, agrega olarak  kireç taşı (CaCO3 %  98,57) kullanan bir hazır beton firmasının 10 yıllık ARGE laboratuvar  çalışma kitapçığından alınmıştır.)

Böylece düşük  kirlilik faktör değerlerine sahip agregaların kullanılmasıyla  öngörülen beton basınç dayanımı kolaylıkla  sağlanacak, çimentodan önemli tasarruf sağlanmış olacaktır.

Bilgilerinize arz ederim.

Ömer İÇEMER

Kimya Mühendisi

TMMOB Yapı Denetim Komisyon üyesi 

 

Dosyalar

(231 KB) (31.03.2023 16:01:03)

PDF uzantılı Makale dosyalarını veya diğer Ek Dosyaları okuyabilmeniz için
Acrobat® Reader®'ın bilgisayarınızda yüklü olması gerekmektedir.
Acrobat® Reader® yüklemek için

Okunma Sayısı: 318

Tüm Raporlar »

 
Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.
ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME